bu gün allah için ne yaptın
selamün aleyküm arkadaşlar sitemize hoş geldiniz.

üye olmak ücretsizdir..

üye olmak istemezseniz ZİYARETCİ DEFTERİ ne görüşlerinizi belirtiniz
Saat
Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

En son konular
» ENES SU ARITMA SİSTEMLERİ FARKIMIZ……...KALİTEMİZ……...
Perş. Mayıs 05, 2011 8:50 am tarafından Admin

» AGLAYAN BIR COGRAFYA....
C.tesi Tem. 24, 2010 11:00 pm tarafından Admin

» YALAN ve DOĞRU
C.tesi Tem. 24, 2010 10:59 pm tarafından Admin

» ŞEFAATÇI OL YA RESULALLAH
C.tesi Tem. 24, 2010 10:59 pm tarafından Admin

» GÖNÜL
C.tesi Tem. 24, 2010 10:59 pm tarafından Admin

» bremen bilali habesi camii
C.tesi Tem. 24, 2010 10:58 pm tarafından Admin

» GÜL-Ü MUHAMMEDİ
C.tesi Tem. 24, 2010 10:58 pm tarafından Admin

» HAZRETİ MUHAMMEDİN HAYATI (s.a.v)
C.tesi Tem. 24, 2010 10:58 pm tarafından Admin

» RAMAZAN MANİLERİ
C.tesi Tem. 24, 2010 10:57 pm tarafından Admin

En iyi yollayıcılar
Admin
 
admin2
 
LorDFikreT
 
Sessiz
 
Aq0n
 
bLuE
 

NAMAZ VAKTİ,

Ahıret'e İman

Aşağa gitmek

Ahıret'e İman

Mesaj tarafından admin2 Bir Ptsi Haz. 28, 2010 7:38 pm

Ahiret'e, öldükten sonra tekrar dirilip dünyada
işlenen amellerden hesaba çekileceğine, cennet ve
cehenneme inanmak, âhiret saadetinin anahtarı olduğu
gibi, bu dünya hayatında da pek çok tezâhürleri,
fayda ve netîceleri vardır. Ahirete imân insan
hayatının her safhasında, çocukluk, gençlik ve
ihtiyarlık devrelerinde, âile, cemiyet, millet ve
devlet hayatında kendini hissettirir, etkisi en küçük
daireden en büyük dairelere kadar uzanır... Kardeşi
vefat etmiş küçük bir çocuğa "kardeşin cennete gitti.
Orada kuşlar gibi her tarafa gidip eğleniyor"
demek o çocuğu ne derece tesellî eder açıktır.
Gençleri gençlik hevesâtından ve taşkın davranışlardan
engelleyen, dizginleyen en tesirli mani de âhiret'e
imân ve cehennem korkusudur1.











Kabristana göç etmeye
yaklaşmış, bir ayağı çukurda olan ihtiyarları hayata
bağlayan, onları bunalımlardan ve gençlik lezzetlerinin
ellerinden gitmesinden kaynaklanan üzüntülerden
kurtaracak tek tesellî kaynağı, kabrin arkasında
kendilerini bekleyen ebedî gençlik ve saadete olan
imânlarıdır2. Hastaları, sakatları, müşkil durumda
kalmış, mazlum insanları gerçek manâda tesellî edecek
şey de, âhirette görecekleri ecir ve mükâfata
inanmalarıdır. Ölmek üzere olan bir hastayı tesellî
edecek tek şey âhirete imândır. Aile efradını, dost
ve arkadaşları, hısım ve akrabayı birbirlerine daha
sıkı bağlayıp kenetleyen şey, bu beraberliklerinin
âhiret hayatında da ebedî olarak devam edeceğine olan
inançtır. Ölen yakınlara, aramızdan ayrılan dost ve
ahbaba karşı duyulan hüzün ve hasretin tek tesellî
kaynağı, ebedî âleme imân etmektir.












İnsanı iyilikler yapmaya, cömertliğe, yardımlaşmaya
teşvîk eden, kötü huy ve davranışlardan uzaklaştıran
en önemli âmil, âhiret'e imândır. Başkalarının hakkına
riâyet etmek, kimsenin hakkını yememek, aldatmamak
ancak âhirete imân eden insanlarda kâmil manâda görülür.
İnsanı dini, milleti ve devleti uğrunda fedâkarlığa
sevkeden, şehîd olmayı arzu ettiren sebep, âhiret'e
imândır. İnsanın hayatına her yönüyle ufuk açan,
geçmiş ve gelecekle irtibatını pekiştiren, hayatına
hayat katan şey âhiret'e imândır3. Ahiret'e imânın
ferde âileye, cemiyete, millete ve devlete kazandırdığı
faydalar bu şekilde saymakla bitmeyecek kadar çoktur.
Ahireti inkâr eden kimse ise, eğer içinde bulunduğu
hayat şartları iyi değilse, tam bir ümitsizlik ve
karamsarlık içine düşer. Eğer hayat şartları elverişli
ise, bu sefer de hevâsına tabi olarak bir nevi hayvan
durumuna düşer4. Artık hevasının peşinde koşan insandan
ailesine, millet ve memleketine fayda sağlaması
beklenemez. Hatta böyleleri kendi beş paralık
arzusunun tatmini için, çoluk çocuğunu aç susuz,
sefîl ve perişan bırakmaktan, yeri gelince millet
ve memleketini zor durumlara düşürmekten çekinmezler...














Ahireti inkâr eden kimse, kendi nefsine de
büyük zarar vermekte, inkârdan doğan ümitsizlik
ve karamsarlıkla, daha bu dünyada iken rûhunu bir
nevi cehenneme sokmaktadır5.
Kur'ân-ı Kerîm'de pek çok âyetlerde âhiret'e
imân'ın bu özelliklerine, fayda ve tesîrlerine dikkat
çekilmiştir. Bir çok yerde faziletli âmellere ve fezâili
ahlaka teşvikte bulunulurken bu âkideyle irtibat
kurulmuştur. Pek çok âyette, "Allah'tan ittikâ
edin, sakının"6 dendikten sonra, "Biliniz ki,
O'nun huzurunda toplanacaksınız" (Bakara, 203),
"Biliniz ki, O'na kavuşacaksınız" (Bakara, 223)
gibi ifâdelerle, bu ittikâya vesîle olacak şeyin
Allah huzurunda toplanma, Allah'a kavuşma, yani âhiret'e
imân olduğu dile getirilmiştir7. Keza, pek çok âyetlerde
iyilikler emredildikten veya teşvik olunduktan sonra,
"eğer Allah'a ve âhiret gününe inanıyorsanız..."
(Nisâ, 59; Nûr, 2) buyrularak, Allah'a ve âhiret
günü'ne imân etmenin bu iyilikleri yapmayı iktizâ
ettiğine işaret edilmiştir8.














Yine, Kur'ân-ı Kerîm'de, müslümanlar cihada
davet edilirken, Allah yolunda musibet ve belâlara,
her türlü mihnet ve meşakkate karşı sabır telkîn
edilirken9, sadaka vermeye teşvik edilirken10, cimrilik
ve nefsin kötü arzularından men edilirken, ribâ
gibi kötü şeylerden, günah işlemekten nehyedilirken11,
iyi amellere, iyilik yapmaya teşvik edililirken12,
dünya nimetlerinin geçiciliği anlatılırken13,
kâfirlerin elindeki dünyalıklara tamah edilmemesi
gerektiği ifade edilirken14... hep bu âkide dile
getirilmiştir.Pek çok âyette ise, Ahiret'e inananların
ve inanmayanların vasıfları dile getirilerek âhiret'e
imân etmenin insanı gerçek manâda insan yaptığına,
inanmamanın ise, insanlıktan uzaklaştırdığına dikkat
çekilmiştir. Kur'ân-ı Kerîm'e göre âhiret'e imân eden
kimse Allah'a kavuşmak, O'nun rızasını elde etmek uğruna
yeri geldiğinde canını dahi fedâ eder, ölümden korkmaz15,
âhireti huzur içinde olacağı gibi dünyada da huzur ve
sükûn içindedir16, Allah'ın âyetlerinden, hadîselerden
ibret ve öğüt alır17, nefsini dizginlemesini bilir18,
menfaatçi değildir19... Ahireti inkâr eden kimse ise,
nefsinin kötü arzularına tabi olmuş, çok günahkâr ve
haddi aşan20, hayatının bir gayesi olmadığını
zanneden21, dünyanın sadece zâhirine aldanıp kalan, dünyâ
haya tıyla mağrûr, bu hayatı tercîh etmiş22, kâinata
ibret nazarıyla bakamayan23, kibirli, kendini beğenmiş24,
riyakâr, iyiliği gösteriş için yapan, başa kakıp minnet
eden25, aldatıcı26, merhametsiz27, korkak28... kimselerdir.













Bütün bunlar âhirete imân etmenin insan hayatı için ne kadar
lüzumlu ve faydalı olduğunu göstermektedir. Hatta bu inanç
pek çok kâfirleri dahi, mutlak küfürden meşkûk (şüpheli)
bir küfre düşürmekle dünya hayatı açısından onları rahatlatır,
zayıf da olsa, bir ümit tevehhümüyle yaşadıkları gibi,
inançları olmadığı için de, dinin mükellefiyetine de yanaşmazlar.
Böylece İslâmiyet'in umumî bir rahmet olmasından onlar da
hisselerini alırlar... 29




İşte, âhiret'e imân etme arzusu insanda fıtrî olması, insanın
böyle bir hayata imân etmesi, dünya hayatı açısından da pek
çok faydaları hâiz olması sebebiyle pek çok kimse, âhiret'e
inanmayı aklen kabûl etmese de, bu faydaları düşünerek âhirete
inanmak istemişlerdir. Çiçeron bu hususta şöyle diyor: "Benim
rûhun ebediyetine olan kanaatim bir hata bile olsa, bu hatamdan
dolayı memnûn ve bu kanaatimden dolayı mesûdum. Ve ben berhayat
oldukça bu kanaati benden hiç bir şey çıkaramaz. Ve yine bu
kanaattir ki, benim istirahat-ı rûhiyyemi ve hayattan hoşnudluğumu
temîn ediyor" 30. Çiçeron bu sözleriyle âdeta şâirin şu beytini
terennüm etmiştir: Temennim gerçek olursa, ne güzel temennî olur!













Aksi halde, bu temennî sayesinde hoş bir şekilde bir müddet yaşar
gideriz31. Volter de, âhiret hayatının öneminin büyük olduğunu,
çünkü bu inancın cemiyet için en faziletli, ahlakî esasları ikâme
etmede temel unsûr olduğunu söylemektedir. O'na göre eğer bu
akîde zâil olursa iyi ameller için bir sebep bulamayız ve böylece
içtimaî nizâm dağılıp gider32. Ahiret'e imân etmenin insan ve
insanlık açısından taşıdığı önem ve sağladığı faydalar gösteriyor
ki, âhirete imân büyük bir hakikate dayanıyor. "Çünkü, hayatımız
açısından böylesine büyük bir önemi hâiz bir fikir, hayalî
bir şey olamaz... Hayalî bir fikir hayatımızda böylesine büyük
bir yer tutabilir mi!? Acaba kâinatta hayalî, gerçek olmayan,
gerçekle bir alakası bulunmayan bir fikrin, gerçek hayatta
böylesine önemli bir yer tuttuğuna rastlanmış mıdır? Aslında
hayatın tanzimi ve âdil hakiki esaslar üzerine ikâmesi için
âhirete şiddetli ihtiyaç duymamız, hadd-i zâtında âhiretin,
kâinâtın hakikatlerinin büyüklerinden birisi olduğunun
tekididir. Şöyle demekle mubalağa etmiş sayılmayız: Bu mantıkî
istidlâl ilmî ve tahkikî bir seviyede bu nazariyyenin hakikat
olduğunu ispat ediyor33. Hem bazı şeyler çekirdek halinde
iken biribiriyle karıştırılabilir, fakat bu çekirdekler ağaç
haline gelip, çiçek açıp meyve verdikten sonra artık hakikat
ortaya çıkar, karıştırılmaya, şek ve şüpheye mahal kalmaz.
İşte imân esasları ve ahirete imân da, böyle meyveler verdikten
sonra, artık onun aslı ve çekirdeği hakkında şüphe edilmez,
kat'i bir hakikat olduğu anlaşılır.

avatar
admin2

Mesaj Sayısı : 367
Sevap : 1097
Kayıt tarihi : 08/06/10
Yaş : 33
Nerden : İstanbul

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz